Ortaçağ
OrtaçaÄŸ İslâm Dünyası’ndaki biyoloji araÅŸtırmalarını, bitkibilim ve hayvanbilim çerçevesinde deÄŸerlendirilecek olunursa, bu alanların daha çok Aristoteles ve Dioscorides gibi Yunan bilginleri tarafından derlenmiÅŸ olan bilgi birikimine dayandırılmış olduÄŸunu söylenebilir. Ancak, bu birikime Müslüman araÅŸtırmacıların yaÅŸamış oldukları çevreden edindikleri bilgilerle kiÅŸisel gözlemleri de eklemek gerekir.
Erken tarihli biyoloji yapıtları, genellikle ansiklopedik bir nitelik taşır. Bunlarda, bitkilerle ve hayvanlarla ilgili yüzeysel gözlemlerin yanı sıra, hikayelere ve hadislere de yer verilmiştir. İncelenen bitkiler, daha çok tıbbî bitkilerdir. Hayvanlara ilişkin açıklamaların ise, özellikle at, deve ve koyun gibi gündelik yaşantıyı doğrudan doğruya etkileyen canlılar üzerinde yoğunlaştığı görülmektedir.
Bitkibilimle ilgilenenler genellikle doktorlardır; bunlar tedavi sırasında daha çok bitkilerden yapılan ilaçlar kullanılmaktadır. Hayvan türlerinden ve onların yararlarından ve zararlarından söz eden hayvanbilim ise, Aristoteles tarafından kurulmuÅŸ ve OrtaçaÄŸ İslâm Dünyası’nda özellikle Câhiz ile Demirî’nin yapıtları sayesinde tanınmıştır.
Ancak Müslüman hayvanbilimcilerin, Yunanlıların bilimsel birikiminden yeterince yararlandıklarını ve hayvanbilimi, mesela bir coğrafya veya bir tıp ölçüsünde geliştirdiklerini söylemek olanaklı değildir.
İslâm ülkelerinin zengin bir hayvan örtüsü ile kaplı olduÄŸu, Aristoteles’in Hayvanların Tarihi’nin daha 8. yüzyılın sonlarında Arapça’ya tercüme edildiÄŸi ve İslâm Hukuku’nun hayvanlara büyük bir ilgi gösterdiÄŸi hesaba katıldığında, Müslüman düşünür ve bilginlerin hayvanbilim alanındaki bilimsel kayıtsızlıklarını anlamak oldukça güçtür.
Yeniçağ
Bu dönemde geliÅŸtirilen mikroskop aracılığı ile Malpighi, Leewenhook ve Swammerdan gibi bilim adamları, deÄŸiÅŸik canlı yapılar üzerinde araÅŸtırmalar yapmış ve böylece Hücre Kuramı’nın kurulmasını saÄŸlamışlardır. Ayrıca, Willis, Hooke ve Mayow yapmış oldukları çalışmalar sırasında canlı ve cansız yapıların çok küçük parçacıklardan oluÅŸtuÄŸunu ve temel yapılarının benzer olması dolayısıyla iÅŸlevlerinin de birbirine benzemesi gerektiÄŸini düşünmüşlerdir.
Yakınçağ
Bu dönemde doÄŸa bilimlerinden botanik ve zooloji alanlarındaki çalışmalar geliÅŸmiÅŸ ve özellikle Darwin’in dedesi Erasmus Darwin ve Lamarck’ın yapmış olduÄŸu araÅŸtırmalar sonucunda, yeni bitki ve hayvan türlerinin oluÅŸumunu açıklamaya yönelik Evrim Kuramı’nın temelleri atılmıştır.
Bu dönemde hücrenin yapısı ve işlevlerine ilişkin çalışmalar biyolojiyi büyük ölçüde etkilemiştir. Bunun yanı sıra genetik alanında çok önemli adımlar atılmış ve özellikle son dönemde yapılan araştırmalarla klonlama yöntemine götüren yol açılmıştır. Ayrıca kimyaya dayanan hormon çalışmaları, tarım alanındaki verimi arttırmış ve canlıların kökeni ve evrimiyle ilgili araştırmalar, yeni bilimsel bulgularla güç kazanmıştır.