“Görüş algısının sürmesi” ya da “aÄŸtabakası izlenimi” denen olgu ilk olarak 1824′te, İngiliz hekim P. M. Roget tarafından açıklandı. Roget bir nesnenin birbirine yakın ardışık konumlarını gösteren resimlerin hızla gözün önünden geçirilmesi sırasında, gözün bunları hareket eden tek bir nesne gibi gördüğünü belirledi. Bu yanılsamadan yararlanılarak bir dizi durgun görüntüyle hareketli bir görüntünün yaratılabileceÄŸinin anlaşılması çok zaman almadı ve sonraki 10 yıl içinde, dünyanın her yanında bilim adamları, bunu saÄŸlayacak çeÅŸitli aygıtlar geliÅŸtirmeye koyuldular. Söz konusu makinelerin çoÄŸu, garip yeniliklerin ya da oyuncakların ötesine geçemediyse de, slayt projektörlerinde kullanılan aydınlatma sistemlerinin kusursuzlaÅŸtırılmasıyla ve fotoÄŸrafçılığın geliÅŸmesiyle birlikte, sinema teknolojisinin ilerlemesine önemli katkıda bulundu. Halka açık ilk baÅŸarılı film gösterisi 1895′te Auguste ve Louis Lumiere adlı Fransız kardeÅŸlerin geliÅŸtirdikleri sinematografla gerçekleÅŸtirildi. Görüntüleri bir selüloyit ÅŸeridine kaydeden sinematograf, hem kamera, hem de gösterici aygıt iÅŸlevi görmekteydi.