Uzaya seyahat edebilmek sadece roketlerle mümkün olduÄŸundan, roket geliÅŸiminin tarihi, bir bakıma uzay uçuÅŸlarının tarihi olarak görülebilir. İlk roketin ne zaman yapıldığı bilinmemekle birlikte, onun bir Çin buluÅŸu olduÄŸu söylenmektedir. 1232 yılında Çinliler, MoÄŸolları uçan ateÅŸli oklarla geri püskürtmüşlerdir. 1379′da ise Venedikliler ve Cenevizliler arasında yapılan bir savaÅŸta kaba bir roket kullanılmıştır.

19. yüzyıl, savaÅŸ roketlerinin büyük ilgi gördüğü bir yüzyıldır. Büyük Britanyalı Sir William Congreve, Napolyon SavaÅŸları’nda ve 1812 Savaşı’nda katı yakıtlı itici kuvvetle çalışan bir roket geliÅŸtirmiÅŸtir. Ancak akaryakıtlı roketlerin kullanılması ile Uzay’a seyahatin mümkün olacağını savunan ve bu konuda ilk bilimsel eseri yayınlayan kiÅŸi Constantin Tsiolkovsky adlı bir Rus bilim adamıdır. Onun bu çalışması ciddiye alınmazken, Robert H. Goddard adında bir Amerikalı ve Hermann adında Romanya asıllı bir Alman ayrı ayrı çalışarak modern roket biliminin temellerini atmışlardır.

Ayrıca Oberth adında bir bilgin, Dünya’dan bir cismin baÅŸka bir aleme gitmesi ile ilgili teorilerini ve formüllerini bir kitapta toplamış ve bu kitaptan esinlenerek Almanya’da Uzay’a Seyahat Kurumu kurulmuÅŸtur. Goddard ise, uzun süre üzerinde çalıştığı konu ile ilgili görüşlerini bir rapor olarak yayınlamıştır. 1919′da çıkan bu raporda Ay’a atılacak bir roketten de söz edilmektedir. 1926′da bir deney roketi hazırlamış ve bu roket yaklaşık 60 metre kadar havalanmıştır. 1929 yılında ise Goddard, içinde barometre, termometre gibi ölçü araçlarının ve bir fotoÄŸraf makinasının bulunduÄŸu ilk roketi havaya fırlatmıştır.

Füzecilik ve uzay yolculuÄŸu denildiÄŸinde akla ilk gelen isim kuÅŸkusuz Wernher von Braun’dır. Goddard ve Oberth’in çalışmalarından haberdar olan Von Braun, Uzay’a Seyahat Kurumu’nda füze denemeleri yapmış daha sonra Alman Hava Kuvvetleri hesabına çalışmış ve bu iÅŸ için bir füze üssü kurulmuÅŸtur. Bu çalışmalar sonucunda İkinci Dünya Savaşı’nın en güçlü silahı olan V-2 roketleri doÄŸmuÅŸtur.

SavaÅŸtan sonra von Braun, planları ile birlikte Amerika’ya kaçmış ve Kaliforniya’da kurulan Cape Canaveral (ÅŸimdiki adı Cape Kennedy) Uzay AraÅŸtırmaları Merkezi’nde çalışmaya baÅŸlamıştır.

4 Ekim 1957 tarihinde ise Ruslar dünyanın ilk yapay uydusu olan Sputnik-1′i Dünya’nın yörüngesine oturtmayı baÅŸardılar. 31 Ocak 1958′de ilk Amerikan yapay uydusu yörüngeye oturtuldu ve Uzay’a uydu gönderilmesi bu tarihten sonra baÅŸ döndürücü bir hızla devam etti.

Amerikalılar, uzay çalışmalarını bir çatı altında toplamak için Ekim 1958′de NASA’yı (Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi) kurdular. 12 Nisan 1961′de ilk defa Uzay’a insanlı bir roket fırlatıldı. Vostok-1 adlı roketle birlikte Uzay’a çıkan bu ilk insan Rus Yuri Gagarin idi.

21-27 Aralık 1968′de Frank Borman, James Lowel ve William Anders, Ay çevresini Apollo-8 ile dolaÅŸtılar ve iniÅŸe uygun yerleri tesbit ettiler. 20 Temmuz 1969 günü ise, Neil Armstrong, Edwin Aldrin ve Michael Collins idaresi altındaki Apollo-11 Uzay Aracı, Ay’ın Sessizlik Denizi denilen ıssız bir düzlüğüne inmeyi baÅŸardı ve Neil Armstrong, Ay’a ilk ayak basan insan ünvanını elde etti. Bu baÅŸarı, gezegenlere gönderilen insansız araÅŸtırma gemileri ve 1981′de uzay mekiÄŸinin geliÅŸtirilmesiyle sürdü.